Meme Başı ve Cilt Koruyucu Mastektomi: Protezle Onarım

🎙️ Podcast: Meme Başı ve Cilt Koruyucu Mastektomi

[Kadın Sunucu]: Değerli dinleyicilerimiz, derinlemesine analiz yayınımıza hoş geldiniz. Bugün poliklinik kapılarının ardında en çok fısıldanan, uykuları kaçıran bir konuyu masaya yatırıyoruz: Meme kanseri teşhisi ya da yüksek genetik risk… İnsan bunu ilk öğrendiğinde zihninin verdiği o ilk tepki genelde çok net ve ilkel oluyor değil mi Teoman Hocam? “Orayı tamamen temizleyin ve beni kurtarın!”

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Kesinlikle… Çok temel bir hayatta kalma refleksi bu. Tıpkı mühendislikteki gibi net bir kesinlik arıyor hasta. Hani röntgen kırık kemiği gösterir, alçıya alırsın ve sorun çözülür ya… Siyah ve beyaz. Ancak hasta bizim ameliyat masamıza, yani Meme Başı Koruyucu Cilt Altı Mastektomi ameliyatlarına geldiğinde, o siyah-beyaz dünya bir anda grinin tonlarına bürünüyor.

[Kadın Sunucu]: Çünkü sanırım cerrahideki en zorlu ip cambazlıklarından biri bu. Bir tarafta hastanın kanserden tamamen arınması, yani onkolojik güvenlik; diğer tarafta ise beden bütünlüğü ve estetik beklentiler. İki devasa güç masada sürekli pazarlık halinde!

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Tam olarak öyle. Hastalarım poliklinikte bana geldiklerinde o karmaşık onam formlarındaki tıbbi terimlere boğuluyorlar. Ben de bugün istedim ki; bir kenara bırakalım o resmi raporları, mekanizmanın arkasındaki “neden” ve “nasıl” sorularını halk diliyle konuşalım.

🩸 “Meme Başını Bırakırsak Kanseri De Geride Bırakır mıyız?”

[Kadın Sunucu]: O zaman Hocam, masadaki 1 numaralı soruyla başlayalım. Hastalarınızın poliklinikte size en çok sorduğu o soru: “Hocam, meme başımı yerinde bırakırsak altında kanser hücresi kalır mı? Tamamını kestirip atmak daha güvenli değil mi?”

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Bu kaygı çok insani. Ameliyat anına, meme dokusunun içine bir girelim anlatmak için… Memeyi bir nehir deltası gibi hayal edin. İçerideki tüm o küçük kanallar sütü dışarı taşımak için birleşir ve meme başının tam ortasındaki o milimetrik deliklere açılır. Biz cerrahlar derinin altındaki tüm o yağ ve meme dokusunu boşaltırız. Ancak o kanalların cilt yüzeyine bağlandığı en son milimetreyi kesip alamayız.

[Kadın Sunucu]: Alırsanız meme başını da koparmış olursunuz zaten!

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Harika bir noktaya değindin. Aynen öyle! O yüzden benim meşhur bir avokado benzetmem vardır: Bir avokadonun içini kaşıkla tamamen boşaltmanız gerekiyor ama dış kabuğuna ve tam tepesindeki o küçük sapa —yani meme başına— asla zarar vermeyeceksiniz. İçeriyi o kadar dipten oyuyorsunuz ki, sapın hemen altında zerrecik kadar da olsa avokado etinin kalması kaçınılmaz. Dolayısıyla meme başı korunduğu sürece %100 sıfır risk diye bir şey matematiksel olarak yoktur.

[Kadın Sunucu]: Peki Hocam, bu geride kalan mikro dokudaki risk bizi korkutmalı mı? Nüks oranı tam olarak nedir?

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Aslında korkutmamalı. Binlerce hastanın yıllara yayılan takiplerine baktığımızda, geride kalan o incecik dokuda kanserin tekrarlama oranı sadece %1.3 civarındadır. Tüm memedeki nüks ise %5’lerdedir ki bu, memenin tamamının alındığı klasik ameliyatlara çok yakın ve oldukça güvenli bir oran.

🔬 Ameliyathanedeki Sürpriz: “Frozen Section”

[Kadın Sunucu]: Peki Hocam, hasta ameliyathaneye uyumaya gidiyor. Meme başının kalacağını hayal ederek rüyalara dalıyor ama uyandığında meme başı orada olmayabiliyor! Bu sürpriz senaryo nasıl yaşanıyor?

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: İşte bu, bizim ameliyat öncesi hastamızla yaptığımız yasal ve vicdani anlaşmanın kalbidir. Hasta masada uyurken biz meme başının hemen arkasından incecik bir doku parçası kesip anında patolojiye göndeririz. Buna dondurulmuş kesit, yani Frozen Section deriz. Patolog mikroskop başında zamanla yarışır. Eğer o milimetrik sınırda tek bir kanser hücresi görürse hemen ameliyathaneye telefon açar.

[Kadın Sunucu]: Ve o telefon geldiği saniyede?

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Estetik plan anında çöpe atılır! Rotayı değiştiririz ve hastanın hayatını korumak için meme başını derhal feda ederiz. Hastama masaya yatmadan önce hep söylerim: “Eğer patoloji temiz çıkmazsa, sen uykudayken o uc almak zorundayım.”

🚴‍♂️ Kan Akışı ve Sokaktaki Kuryeler: Nekroz Riski

[Kadın Sunucu]: Peki Hocam, diyelim patoloji temiz geldi, kanseri temizledik, meme başı da yerinde kaldı. İş bitti mi?

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Asıl mücadele şimdi başlıyor! Kanseri temizlemek işin sadece ilk yarısı. Asıl mesele, içi boşaltılmış o incecik deriyi ve meme başını yaşatmak. Burada kan akışıyla savaşıyoruz.

[Kadın Sunucu]: Yani doku ölümü, tıbbi adıyla nekroz riski… Neden durduk yere doku ölür ki Hocam?

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Şöyle hayal edelim: Devasa bir şehrin altını üstüne getiriyorsunuz. Tüm ana otoyolları, köprüleri, dev tünelleri yıkıyorsunuz. Sonra da o şehrin merkezinin —yani meme başının— sadece ara sokaklardan sızarak gelen tek tük motosikletli kuryelerle erzak alıp hayatta kalmasını bekliyorsunuz.

Biz ameliyatta ana damarları kestiğimiz için deri, kaslardan gelen saç teli kalınlığındaki kılcal damarlara muhtaç kalır. Eğer o kuryeler yeterli oksijeni taşıyamazsa, hücreler boğulur ve doku ölümü başlar.

[Kadın Sunucu]: İnanılmaz bir görünmez mücadele! Peki bu kuryelerin yolunu kesen, yani nekroz riskini fırlatan şeyler neler?

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: En büyük düşmanımız sigara! Nikotin, o arka sokaklardaki kılcal damarları büzüştürüp trafiğe tamamen kapatan güçlü bir kimyasaldır. Zaten ana yolları yıkmışız, bir de sigara içilirse kuryeler yolda kalır ve doku kesin olarak ölür. Ayrıca obezite ve sarkık memelerde de kanın katetmesi gereken yol uzadığı için risk artar.

🔌 “Eşimin Dokunmasını, Banyodaki Sıcak Suyu Hissedecek miyim?”

[Kadın Sunucu]: Hocam, hastaların poliklinikte sormaya utandığı ama en çok merak ettiği konulardan birine gelmek istiyorum: Hissiyat. “Meme ucumda his kalacak mı? Eşimin dokunmasını ya da sıcak suyu hissedebilecek miyim?”

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Hastalarıma bu konuda hep çok dürüst olurum. Dışarıdan kusursuz görünen ama fişi prizden çekilmiş harika bir antika lamba düşünün… Düğmeye basarsınız ama ışık yanmaz.

Göğüs kafesinden çıkıp meme ucuna giden bir elektrik kablosu ağı var. Biz kanseri temizlerken o kabloları makasla mecburen kesiyoruz. Zamanla derin baskı ve ağrı hissi geri dönebilir ama o erotik duyarlılık, sıcak-soğuk algısı ve meme ucunun uyarılınca sertleşmesi hissi ne yazık ki kalıcı olarak kaybolur. Görüntüyü kurtarıyoruz ama fonksiyonel hissi feda ediyoruz.

[Kadın Sunucu]: Peki ya beynin o kopan kablolara verdiği tepki? Hani bacağı ampute edilen birinin yıllar sonra bile o bacağının kaşındığını hissetmesi gibi… “Hayalet hisler” yaşanır mı?

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Kesinlikle! Beynimizde vücudumuzun 3 boyutlu bir haritası var. Biz sinirleri kestiğimizde beyindeki o meme haritası sinyalsiz kalır. Fakat beyin boşluğu sevmez; haritada güncelleme yapmaya çalışır. Yanındaki kaburgadan gelen sinyali yanlış okur ve memede orada olmayan bir elektriklenme veya yanma hissiyatı yaratır. Hastalarıma bunu baştan anlatırım ki gece bir elektriklenme hissedince “Eyvah, deliriyorum mu?” diye korkmasınlar.

🛡️ Silikon Protez, Kapsül ve Radyoterapi Savaşı

[Kadın Sunucu]: Peki Hocam, o boşaltılan için doldurulması kısmına gelelim. Hastalarda “Silikonu takalım ve unutalım” gibi bir algı var. Gerçekten takıp unutabiliyor muyuz?

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Kesinlikle hayır. Vücudumuz aptal değildir; içine koyduğumuz o silikonu anında bir “işgalci” olarak tanır. Onu yok edemediği için etrafına kolajen liflerinden zar gibi bir koruma duvarı örer. Biz buna kapsül deriz. Eğer bu duvar zamanla daralıp sertleşirse, meme taş gibi olur ve şekli bozulur.

[Kadın Sunucu]: Bir de ameliyat sonrası radyoterapi (ışın tedavisi) alma ihtimali olan hastalar var…

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Ah, radyoterapi bu ameliyatların en büyük oyun bozucusudur! İçini harika döşediğiniz bir evin fay hatları üzerinde sürekli sallanması gibidir. Radyasyon kanser hücrelerini öldürürken sağlıklı dokunun da kanlanmasını bozar ve dokuyu sertleştirir. Protezin etrafındaki o duvarın taşlaşma riskini 4 katına çıkarır. Hatta bazen deride yara açılmasına ve silikonun komple çıkarılmasına bile yol açabilir.

[Kadın Sunucu]: Teoman Hocam, verdiğiniz bu değerli bilgiler ve harika benzetmeler için çok teşekkür ederiz.

[Prof. Dr. Teoman Coşkun]: Ben teşekkür ederim. Hastalarımız poliklinik kapısından içeri girdiklerinde ne kadar donanımlı olurlarsa, bu süreci psikolojik ve fiziksel olarak atlatmaları o kadar kolay olur. Unutmayalım; bilgi, hastanın elindeki en güçlü panzehirdir.

You may also like...