Memenizi Koruyun -2-

[dropcap]B[/dropcap]ir önceki yazımda memedeki kitlelerin büyük bir kısmının iyi huylu olduğunu, memeden acil biyopsi yapılması diye bir girişimin bulunmadığını, sonuçta biyopsi yapılması söz konusu olsa bile mutlaka öncesinde iyi bir radyolog ve konusunda deneyimli bir cerrah tarafından değerlendirilmiş olması gerektiğini yazmıştım.

Bu sefer olaya farklı bir açıdan bakalım. Varsayalım memenizde kötü huylu bir tümör var. Ve bu tümör banyo yaparken bir anda elinize geliverdi. O an çok telaşlandınız ve üzüldünüz. Hemen çok sevdiğiniz bir arkadaşınızı aradınız. O da size tanıdığı bir cerrahın adını ve telefonunu verdi. Randevu aldınız ve o gün arkadaşınızın önerdiği cerraha muayene oldunuz. Haberler kötü idi. Elinize gelen kitlenin kötü huylu olma olasılığı çok fazla idi. Bu nedenle hemen biyopsi yapılmalıydı. Bu iş o kadar acil idi ki hemen o an yapılmalıydı. Hiçbir şey düşünemez halde idiniz. Eee, doktorun da yanlış bilecek hali yoktu ya… Biyopsi yapılması gerekiyorsa yapılmalıydı. Evet dediniz ve hemen memenizdeki kitleden bıçakla kesilerek bir örnek alındı ve patolojiye gönderildi. Yapılması gerekenlerin hızla yapılmasından mutluydunuz. Geç kalmıyordunuz.

[dropcap]H[/dropcap]er şey doğru gibi görünürken, yapılanlar arasında sonuçları açısından çok vahim iki hata bulunmaktadır. Bunların farkına varabildiniz mi?

Varamadıysanız ben söyliyeyim.

Birincisi memedeki hiçbir kitleye, öncesinde radyolojik tetkik (ultrason ve/veya mamografi ve gerekirse manyetik rezonans görüntüleme) yapmadan biyopsi yapılmamalıdır. Bunun sayısız nedeni sayılabilir. Ancak bugün yazmak istediklerim bu değil.

İkincisi, memedeki kitlenin kanser olama olasılığı yüksek ise bu hastadan bıçakla kesilerek biyopsi yapmak (insizyonel biyopsi) yapılabilecek en yanlış seçimlerden birisi olacaktır.

Gelin bunun nedenini anlatayım.

Bugün meme kanserinin cerrahi tedavisinde iki temel cerrahi girişim bulunmaktadır. Bir tanesi memenin tamamen alınmasıdır. Diğeri ise, özellikle tümör küçük boyutta ise, memenin korunarak sadece tümörün çıkarılmasıdır. İkinci yöntem son 10 yıldır giderek artan oranda ve başarı ile kullanılmaktadır. Bu yöntemle hem hastalık tedavi edilmekte hem de hasta memesini kaybetmemektedir!!!

[dropcap]M[/dropcap]eme korunarak yapılacak tedavide temel amaç, memenin kozmetik görünümü bozulmadan hastalığın tedavi edilmesidir. Memeden ne kadar fazla doku çıkarılır ise memenin kozmetik görüntüsü o kadar çok bozulur. Bu nedenle memedeki tümöral kitle bir defada uygun şekilde çıkarılırsa en iyi sonucu almak mümkün olabilir. Biyopsi eğer cilt bıçakla kesilerek yapılırsa hem ciltte hem de meme dokusu içinde geniş bir alan hasarlanmaktadır. Bundan sonra memeyi korumak amacıyla bir ameliyat yapılmak istediğinde ciltten ve memeden çıkarılması gereken doku alanı genişleyecektir. Memeden geniş doku alanlarının çıkarılması memenin doğul görünümünü bozacak, büyük olasılıkla bu memeyi koruyarak tedavi yapmak mümkün olmayacaktır.

Memedeki kitlenin kanser olma olasılığı yüksek ise (ki bu durum mamografi ve ultrason yapılmadan anlaşılamaz) tanı için tümörden bıçakla kesilerek değil, iğne ile biyopsi almak doğru olacaktır. İnce veya kalın iğneler ile alınacak parçalar ile tanı konarken memenin anatomisi bozulmamış olacak, cerrahi sırasında daha az doku çıkarılarak memenin korunması mümkün olacaktır.

HANIMLAR DİKKAT!!! MEMENİZİ KAYBETMEMEK İÇİN MEMENİZE YAPILACAK GEREKSİZ İŞLEMLERDEN MEMENİZİ KORUYUN.

Prof Dr Teoman COŞKUN