Fibrokistik Hastalık

[dropcap]F[/dropcap]ibrokistik hastalık aslında bir hastalık değildir. Memede ortaya çıkan bir dizi klinik ve histolojik değişikliğin tamamına verilen bir addır. Klinik değişiklikler elle muayene, ultrasonografi ve mamografi; histolojik değişiklikler ise memeden alınan parçanın mikroskopik incelemesi sonucu saptanır.

Bugün fibrokistik hastalık terimi yerine memede fibrokistik değişiklikler terimi daha sık kullanılmaktadır. Bunun nedeni fibrokistik değişikliklerin, meme hastalığı olmayan kadınların %50-60’da mevcut olmasıdır. [pullquote-right]“Fibrokistik hastalık bir hastalık olarak değil, yıllar içinde memede ortaya çıkan doğal değişiklikler olarak kabul edilir.”[/pullquote-right]. Dolayısı ile memedeki bu değişiklikler bir hastalık olarak değil, yıllar içinde memede ortaya çıkan doğal değişiklikler olarak kabul edilmektedir. Bu değişiklikler ergenlikten sonra başlar ve menapoz öncesine değin sürer. 20-50 yaş grubunda en sık görülür. Değişikliklerin ortaya çıkmasında en önemli nedenin, meme dokusunun kadınlık hormonuna verdiği aşırı yanıt olduğu düşünülmektedir.

Fibrokistik hastalığın, memede ortaya çıkan bir dizi klinik ve mikroskopik değişikliğin tamamına verilen bir ad olduğunu söylemiştik. Fibrokistik hastalıkta saptanan klinik bulgular:

1.Memede kitle veya nodül
2.Memede birden fazla kitle veya nodüller
3.Memede kistik kitle
4.Tüm memede yaygın nodülarite (yan yana küçük kitlelerden oluşmuş hissi veren muayene bulgusu)
5.Memede ağrı veya muayenede memede hassasiyet
6.Meme başı akıntısı

Fibrokistik hastalıkta görülen mikroskopik bulgular sıklıkla süt üretilen bezlerde ortaya çıkar. Mikroskopik inceleme ile saptanan bu bulgular içinden en sık görülenleri:

1.Kistler: En sık görülenidir. Sıklıkla süt kanallarının tıkanmasına bağlı ortaya çıkar. Çok küçük olabilecekleri gibi, ultrasonografik inceleme ile saptanabilecek, elle muayenede hissedilebilecek boyutlara da erişebilirler.
2.Fibrozis: Meme dokusunun sert hissedilmesine neden olan değişikliktir. Genellikle kistlerin yırtılmasına bağlıdır. Meme dokusu içine akan kist içeriği burada bir enflamasyona, ve bunu takiben yoğun-sert doku oluşumuna (fibrozise) neden olur.

Fibrokist ismi fibrozis ve kist terimlerinin birleştirilmesinden ortaya çıkmıştır. Memedeki fibrokistik değişikliklerin meme kanseri ile bir ilişkisi bulunamamıştır. Meme kanseri ile ilişkisinin bulunmaması, bu kişinin hiç bir zaman meme kanseri olmayacağı anlamını taşımaz. Meme kanseri riski, kişiye özel durumlar yok ise, her bayanda olduğu kadardır.

Fibrokistik Hastalığın Tedavisi

Fibrokistik hastalık gerçekte bir hastalık olmadığı, memede yıllar içinde ortaya çıkan iyi huylu değişiklikler olarak kabul edildiği için bir tedavisi de yoktur. [pullquote-right]“Memedeki fibrokistik değişikliklerin cerrahi olarak çıkarılması gereksizdir.”[/pullquote-right].Ancak memedeki kistler zaman içinde elle hissedilebilir boyutlara ulaşabilir ve memedeki ağrının ana kaynağı olabilirler. Her ne kadar meme kistleri iyi huylu olsalar da, hastaların önemli bir kısmı memesinde eline gelen bir sertlikle yaşamak istemez. Bu durumda hem kişiyi ruhsal anlamda rahatlatmak, hem de kistten kaynaklanabilecek meme ağrısını azaltmak için, bu kistlerin içindeki sıvı boşaltılabilir. [pullquote-left]“Fibrokistik hastalığın meme kanseri ile doğrudan bir ilişkisi yoktur.”[/pullquote-left]

Meme kistleri içindeki sıvının enjektör ile boşaltılmasına kist aspirasyonu denir. Kist içinden alınan sıvı nadiren renksizdir. Sıvı, genelde beyaz, sarı-yeşil, kahverengi olur. Eğer alınan sıvı kanlı değilse, su gibi ise ve aspirasyon sonrası kist tamamen kaybolmuş ise boşaltılmış sıvı için ek bir tetkik gerekmez. Herhangi bir sıvı gelmez ise, aspire edilen sıvı kanlı ise, sıvı alındıktan sonra meme içinde kitle hala devam ediyorsa, aspire edilebilen sıvı tetkik edilmeli, geride kalan kitle de ayrıca araştırılmalıdır.

Özetle:
1. Kist içindeki sıvının tamamen boşalmasından sonra kistin kaybolduğundan emin olunması
2. Kistin, 4-6 hafta sonra kontrol edilerek, tekrarlayıp tekrarlamadığının anlaşılması
3. Tekrarlayan kistlerde (2-3 denemeden sonra) veya aspirasyon sonrası geride kitle kalması durumunda lezyonun biyopsi açısından tekrar değerlendirilmesi  önerilir.

Prof.Dr.Teoman Coşkun

 

 

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir